reklam

Çine Dügün Tv Burada


ÇİNE DÜGÜNTV İZLEMEK İZLEMEK İSTİYORSANIZ RADİONUN SESİNİ KAPATIN Çep Android Uygulama Yakında

LÜTFEN DİKKAT SİTEMİZDE BİTKİ FAYDALARI EKLENMİŞDİR OKU

Sitemizde yer alan yazılar çeşitli kaynaklardan derlenmiş olup sadece bilgilendirme amaçlıdır. Kesinlikle ilaç olarak sunulmamaktadır. Bu bilgilerden istifade şekli kişinin kendi sorumluluğundadır. Rahatsızlığınızın tedavisi için lütfen bir doktora danışınız.

OKUMAYAN GERÇEKTEN PİŞMAN OLUR

Yazar Ahmet Girgin 30 Ağustos 2017 Çarşamba 0 yorum
Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
Tıkandı Baba, çay getir!..
Tıkandı Baba, kahve getir!..
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı Baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tıkandı Baba”ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdi de burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz.
Tıkandı Baba’nın anlattıkları Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş. Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına:
“Her gün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz” demiş.
Sultan Mahmut’un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba’ya baklavaları vermişler. Tıkandı Baba baklavayı almış, bakmış baklava nefis.
– “Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim” diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken “Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim” demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya.
Taze baklava, güzel baklava!
Bu esnada oradan geçen bir adam baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı Baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış.
Müşteri baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, diğer dilim, diğer dilim derken bir bakmış ki her dilimin altında altın var. Ertesi akşam adam acaba yine gelir mi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş.
Müşteri hiçbir şey olmamış gibi: “Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım” demiş. Tıkandı Baba da “Peki” demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı Baba’ya her akşam baklavalar gelmiş ve adam da her akşam Tıkandı Baba’dan baklavaları satın almış. Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut:
“Bizim Tıkandı Baba’ya bir bakalım” deyip Tıkandı Baba’nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın. Sultan:
– “Tıkandı Baba sana baklavalar gelmedi mi?” demiş.
– Geldi sultanım!
– Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?
– Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağ olasınız, duacınızım.
Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.
“Anlaşıldı Tıkandı Baba anlaşıldı, hadi benimle gel” deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş.
“Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir” demiş. Tıkandı Baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda, düştü düşecek. Sultan demiş;
“Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar” demiş ve askerlerden birini çağırmış.
“Alın bu adamı Üsküdar’ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin” demiş.
Padişahın adamları ‘peki’ deyip adamı alıp Üsküdar’a götürmüşler.
Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler.
Baba, “niçin?” demiş. Askerler:
“Hele sen bir beğen bakalım” demişler. Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline.
“Ne olacak şimdi” demiş.
“Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı” demiş.
Adam taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu Padişah’a haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş:
VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT!

PAYLAŞALIM HERKES OKUSUN

DİNİ hikaye seven kardeşlerim
BİZİ TAKİP ETSİNLER 
Devamını Oku...

OKUYUNCA GÖZLERİNİZ DOLACAK

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
OKUYUNCA GÖZLERİNİZ DOLACAK
Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.Asker teğmene koştu ve:
- Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..
Delirdin mi? der gibi baktı teğmen...
- Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın..
Asker ısrar etti ve teğmen "Peki " dedi.. "Git o zaman.."
İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşınan arkadaşına döndü:
- Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş..
- Değdi teğmenim, dedi asker..
- Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?..
- Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.. Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
- Mehmet!.. Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı... Geleceğini biliyordum..
PAYLAŞALIM HERKES OKUSUN
DİNİ hikaye seven kardeşlerim
BİZİ TAKİP ETSİNLER
Devamını Oku...

KUR-AN BÖYLE OKUNUR İŞTE

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Bir genç hafızlığını tamamlarken hergün sabaha kadar Kur'an'ı hatmeder.Bundan dolayı da sabah derslerine yorgun ve bitkin olarak çıkar. Durumu öğrenen hocası Kur'an'ı bu şekilde okumasını arzu etmediği için bir gün onu karşısına alır ve:
-''Evladım! Biliyorsun Kur'an,indiği gibi okunmalıdır . Bu gece sen Kur'an'ı,karşın da ben varmışım gibi oku.''
Genç gider ve Kur'an'ı hocasına okuyormuş gibi okur.Sabah huzura geldiğinde :
-''Efendim, bu gece yarısına kadar Kur'an'ın ancak yarısını okuyabildim.''der.
Bunun üzerine hocası :
-''Pekala bu gecede EFENDİMİZ'E okuyor gibi oku!''emrini verir.
Talebe şaşkınlık ve heyecan içinde Nebiler Serveri'ninhuzurun da olduğu düşüncesiyle o gece daha dikkatli okur .Ertesi gün de üstadına Kur'an'ın ancak dörtte birini okuyabildiğini söyler.Üstadı talebesindeki manevi yükselişi görünce :
-''Bugün de o emin melek Cebrail'in Efendimiz'e (S.A.S.)tebliğ ettiği anda dinliyor gibi oku!''der.
Talebesi ertesi gün :
-''Vallahi üstadım, bugün ancak bir sure okuyabildim.'' der.
Üstadı son adımı atar:
-''Evladım! Şimdide onu binlerce hicabın verasında bulunan Yüce Rabbimiz'in huzurunda okuyor gibi oku!Düşün ki O seni dinliyor ve Kur'an'ı senle mukabele ediyor!''
Talebe ertesi gün gözyaşları içinde üstadına gelir ve şöyle der :
-''Üstadım! Fatiha'dan başladım ilk ayetleri okudum;ama 'İyyake na'budu'demeye bir türlü dilim varmadı.Çünkü 'Sadece sana kulluk yaparım!' diyemedim.''

PAYLAŞALIM HERKES OKUSUN

DİNİ hikaye seven kardeşlerim
BİZİ TAKİP ETSİNLER 
Devamını Oku...

EVLENMEK İSTEYEN GÜZEL KADIN

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Evlenmek isteyen çok güzel bir hanım vardı. Bu hanım çok dindar bir eş istiyordu, öyle ki bu adam her gün Kur’an-ı Kerim’i hatmedecek, yılın her günü oruç tutacak ve geceleri uyanık kalıp sürekli ibadet edecekti.
Bu hanım çok güzel olduğundan, birçok talibi çıktı fakat hiçbiri bu istekleri karşılayabileceğini söyleyemiyordu. Ta ki bir adam çıkıp tüm bunları yapacağını söyleyene kadar. Böylece imam onları evlendirdi.
İlk geceden sonra hanımı baktı ki eşi ne Kur’an’ı hatmediyor, ne oruç tutuyor ne de gece ibadetiyle uykusuz kalıyordu. Hanımı ona süre tanımak istedi, birkaç hafta içinde belki durumu değişirdi. Eşi durumunu değiştirmedi ve hanımı boşanmak istedi.
İkisi de hakim karşısına çıkarıldı, hakim sordu: ‘Evliliğin koşulları nelerdi?’ Adam cevap verdi: ‘Benim her gün Kur’an-ı Kerim’i hatmetmem, yılın her günü oruç tutmam ve bütün gece Allah’a ibadet etmemdi. Hakim sordu: ‘Peki, yaptın mı?’
Adam sakince cevapladı: ‘…Evet.’
Hakim: ‘Yalan söylüyorsun, hanımın yapmadığını söylüyor, bu sebeple de senden boşanmak istiyor.’ dedi.
Fakat adam tüm bu koşulları yerine getirdiğinde ısrar etti, bunun üzerine hakim sordu: ‘Her gün Kur’an-ı Kerim’i hatmettin mi?’
Adam: ‘Evet.’ dedi.
Hakim şaşkına döndü ve sordu: ‘Nasıl… Nasıl yapabildin?’
Adam gayet rahat bir tavırla, ‘Her gün üç kez ihlas suresini okudum ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e göre bu Kur’an’ın tamamını okumaya denktir.’ dedi.
Hakim merakla sordu: ‘Peki nasıl bütün yıl oruç tuttun?’
Adam cevapladı: ‘Ramazan orucunu ve altı gün Şevval orucunu tuttum. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e göre bu tüm yılı oruçlu geçirmek gibidir.’
Hakim bir şey diyemedi, adamın yalancı olduğunu söyleyemiyordu. Son olarak sordu, ‘Hanımın tüm gece uyuduğunu söylerken, nasıl uyanık kalıp Allah’a ibadet ettin?’
Hakim adamın bu sefer cevap veremeyeceğini düşünüyordu. Fakat adam gayet soğukkanlılıkla cevap verdi: ‘Yatsı namazını cemaatle kıldım, ertesi gün de sabah namazını cemaatle kıldım. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e göre yatsı ve sabah namazlarını cemaatle kılan tüm gece Allah’a ibadet etmiş gibidir.’
Hakim adama bakakalmıştı ve hükmü vermek üzereydi. Adama ve hanımına dönüp şöyle dedi: ‘Dava düşmüştür, evliliğinizde hiçbir problem yoktur.’
Çıkarılacak Ders: İslam gerçekten kolay bir din, eğer samimiyetle uygulamak isterseniz

PAYLAŞALIM HERKES OKUSUN

DİNİ hikaye seven kardeşlerim
BİZİ TAKİP ETSİNLER 
Devamını Oku...

BİR ÇÖP İÇİN AZAP

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
İsa aleyhisselâm bir kabristandan geçerken azap gören bir ehl-i kubur görüp Cenab-ı Allah'tan sebebini sual etti.
Allah (C.C.) : Ya İsa dua et de o kulum dirilsin, sen de kendisinden niçin azap olunduğunu sor..! buyurdu.
Hazreti İsa duada bulunarak mevta dirildiğinde niçin azap olunduğunu sordu.
Azap gören zat: Ya İsa, ben dünyada iken hamallık yapardım.
Bir gün odun taşırken sahibinin haberi olmadan taşıdığım odundan bir çöp koparıp dişimi karıştırdım, işte Cenab-ı Allah bana bunun için azap etmektedir deyip kabrine geri girdi...
Bir çöpün hesabı bu kadar zorsa, bu kadar günahımızın hesabını nasıl vereceğiz..
KAYNAK; Büyük dini hikayeler ibrahim sıddık imamoglu Osmanlı Yayinevi

PAYLAŞALIM HERKES OKUSUN

DİNİ hikaye seven kardeşlerim
BİZİ TAKİP ETSİNLER 
Devamını Oku...

OKUMAYAN GERÇEKTEN ÇOK PİŞMAN OLUR

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Peygamber efendimiz(s.a.v) buyurmuştur ki:
Yâ Âişe, bir kere “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ cemî’il Enbiyâi velmürselîn” de ki, bütün peygamberler senden razı olsun.
Bir kere “Allahümmağfirlî ve li vâlideyye [ve li-meşâyıhiyye] ve lil mü’minîne vel mü’minât vel müslimîne vel müslimâti el ahyâi minhüm vel emvât” de ki, bütün müminler senden razı olur.
Bir kere de “Sübhânallahi vel hamdü lillahi ve lâ ilahe illallahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” de ki, Allahü teâlâ senden razı olsun.)
[Ey Oğul İlmihali]

Hazret-i Ebu Talha anlatır:
Bir gün Resulullah, sevinçli olarak gelip buyurdu ki:
(Cebrail bana gelip, şu müjdeyi verdi: Ya Resulallah! Rabbin, "Sana bir defa salevat okuyana, ben on salat okurum. On defa rahmette bulunur, on günahını affeder, on derece yükseltirim. Sana bir defa selam veren herkesin selamına da, ben on defa selam ile karşılık veririm, Bu sana ikram olarak yetmez mi, razı olmaz mısın?" dedi. Ben de, razı olurum dedim.)
Kaynak; [Nesai]

PAYLAŞALIM HERKES OKUSUN

DİNİ hikaye seven kardeşlerim
BİZİ TAKİP ETSİNLER
Devamını Oku...

KABİR (KISADIR MUTLAKA OKUYUN)

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
> Peygamber efendimiz Buyurmuştur ki birisi öldüğünde
> akrabaları cenaze işleriyle meşgul iken,
> son derece güzel bir kişi gelir mevtanın başının
> yanında durur.
> Kefenlendiğinde kefen ile merhumun göğsü arasına
> girer. Definden sonra herkes evine döner.
> Münker ve Nekir adlı iki özel melek gelir, öleni
> kişisel mahremiyet içerisinde imanı hakkında
> sorgulayabilmek
> üzere göğsünde
> *duran güzel kişiyi ayırmaya çalışır.
> Güzel kişi der ki “O benim refakatim, O benim
> dostumdur, hiçbir şekilde Onu yalnız bırakmam.
> Eğer siz sorgulama için görevlendirildiyseniz,
> görevinizi yapınız. Onun cennete girmesini kabul
> ettirinceye kadar terk edemem.
> Sonra ölmüş arkadaşına döner der ki, “Ben, bazen
> yüksek sesle bazen de kısık sesle okuduğun Kur’anım.
> *Endişe etme, Münker ve Nekirin sorgusundan sonra
> üzüntü duymayacaksın.
> Sorgulama bitince güzel kişi Onun için Meleul Aladan
> (semadaki meleklerden) misk kokusuyla bezenmiş bir
döşek hazırlar.
ALLAH'ın Resulu (SAV) Buyuruyor:
*Hesap gününde ne bir Peygamber, ne de bir
melek,ALLAH'ın indinde Kur’andan daha imtiyazlı bir
şefaatçi olamayacaktır.

*Lutfen bu hadisi Herkese Gönderiniz,Çünkü
Resululah (SAV) Efendimiz Buyurmuş:Bir Beyit Dahi OLsa Benden olan Bir Bilgiyi İLetiniz.
ALLAH'ın Lütfu Hepimizin Üzerine OLsun |AMİN|
(Tirmizi İlim, 5; İbn Mâce, Mukaddime: 1, 18)

DİNİ hikaye seven kardeşlerim
BİZİ TAKİP ETSİNLER 
Devamını Oku...